19 Mart 2009 Perşembe

liquita morta


başımda sarı renkte bir sıvı var. burnumun ve gözümün arkasında. hareket ettikçe akıyor oradan oraya. ağrıtmadan ziyade, tecavüz ediyor deydiği yerlere.
bütün emirler beyinden geliyormuş ya, işte bu sarı sıvı hepsini engelliyor. mal gibi bakıyorsun sağa sola, kalbinden geçmesini dileyerek(beyinden değil). bu sarı sıvı, mideye 'kus' diyor mesela. ama tam beyin gib emredemediği için mide diyor ki "lan, niye kusuyorum". arada mide. "kusarım tabi de niye ki". mıy mıy.
beyin bu boşluktan yaralanarak cafergot alınsın emrini veriyor. sarı sıvı kendini savuruyor oradan oraya. bir bardak suyla mideye iniyor cafergot, kana karışıyor. o kan gözlerin ve burnun arkasına gelince duruyor, o sarı sıvı pısmış bir kenara. o sarı sıvı "o sarı sıvı" değil artık. cafergot bir bakış atıyor ve öyle bir siktir çekiyor ki, sarı sıvının beti benzi atıyor. bir sarı nasıl saraırsa öyle sararıyor. burundan akıp gidiyor içindeki intikam hırsıyla. 9 mart 2009 böyle "cereyan" ediyor buralarda

temenni


kitaplarda, filmlerde 'düşmüş', kaybetmiş insanların intikamını fazlasıyla aldığı zamanlarda mutluluk duyuyorum. ama bu 'kalp gözü'vari "eden bulur" anlayışıyla değil. hem çoğu eden de bulmaz, ettikleriyle kalırlar.
bu intikam farklı yollarla olmalı, doğal olmalı. yani bu 'düşmüş' kişi :
-ben bunca yıldır n'apmışım kendime, artık kurnazım, demeyecektir. kurnaz ve hırslı olmamalıdır. intikamını suyunun suyu olarak almalıdır. mesela, A : devlet dairesinde işi savsaklanan kişi, B : savsaklayan memur, C : memurun kızı, D : alakasız biri.
A, silik olduğu için B tarafından ciddiye alınmaz, ikinci bir çözümü yoktur A'nın, döner arkasını gider...(iki gündür devamını bulamadım). velhasıl, bu dört alfabetik kişiden en günahsız olanı (evet,tabi ki A) diğerlerinden intikamını onları birbirine çarptırarak alır. ama gayesi bu değil.
direkt ve saçma bir sonuç : herkes, en küçük günahlarının cezasını bile bu dünyada çekmelidir,ve bu işe tanrı karışmamalıdır,kendi aramızda halledebiliriz. ve suçsuz olanlar yani A'lar ve B olmamışlar, küçük oynayarak kaybederek kazanacaklardır. adalet ilahi olmadan da adil olabilir. ya. öyle.

naked lunch


junk, tekel ve mülkiyetin kalıbıdır...kafirdir ve para gibi ölçülebilir. junk, ideal bir üründür...satış için dil dökmenize gerek yok. müşteri, lağımdan sürünerek gelecek ve satın almak için yalvaracak. junk virüsü günümüzde dünyanın bir numaralı kamu sağlığı sorunudur." çıldıranların, boş otomatların ve metro istasyonlarının arasından nehir boyunca çığlık çığlığa koşanların, kaputların ve portakal kabuklarının, su yüzünde dalgalanan gazete mozaiğinin, betona gömülmüş gangsterlerin sessiz kara çamurunun ve balistik uzmanlarının arayan parmaklarından kaçınmak için dümdüz edilmiş tabancaların içinden dibe doğru inenlerin, junk hastası şafakta öksüren ve tüküren yaşlı junky’lerin, astımlı çalıntı mal tacirlerinin ortasında, yaşam yokluğunun sadece ölümün kokusuz renksizliği olduğu kokusuz mekan patikaları boyunca kasvet içinde koşturanların öyküsü. metro şafaklarının ve ucuz otellerin manzaraları, uyuşmuş bir bekleyiş, yakalanamaz bir cinsel mutluluk. ve işte çıplak şölen : 
herkesin her çatalın ucunda ne olduğunu gördüğü, donmuş bir an. asla unutamayacağınız bir ziyafet.(arka kapak,naked lunch)